Sohbet  
  Fıkralar  
  Şiirler  
  Burçlar  
  Güzel Sözler  
  Bize ulaşın  
Dini Şiirler Kısa Dini Şiirler


Kıl Namazını

Ezan okunur camide,
İman eder kalbim kubbeye,
Dilimde dualarım söz olur kalbime,
ALLAH diye atar kalbim her nefeste.

Kılarım namazımı 5 vakit,
Camidir evim, huzurum, sevgim,
ALLAH'a yakın olmak istersen,
Kıl namazını 5 vakit.

Yalan dünyada hacama zamanını boşuna,
iman et ALLAH'a bul doğru yolu hayatında,
Nefs'ine hakim ol bu yalan dünyada,
Yoksa yerin cehennem olur öteki dünyada.

Yarın kılarım diyenin bugün kıldık cenaze namazını,
Yarına erteleme şimdi kıl namazını,
Dünyada ki köşkler, villalar kurtarmaz hayatını,
Bir kefenle gideceksin unutma ahiret hayatını.

ALLAH'a yakın olmak için kıl namazını,
Bırak yalan dünyanın sahte mutluluklarını,
Besmele çek çevir hayatını kıbleye,
Uyma şeytana, erteleme 5 vakit namazını.

Yazan: Onur Çiğdem


Gelin namaz kılalım

Gelin namaz kılalım!
Kalbden pası silelim!
Allah’a yaklaşılmaz,
Namaz kılınmadıkça.

Cenab-ı Hak emretti,
Namazı çok methetti,
İşler olur iğreti,
Namaz kılınmadıkça.

İnsanın selameti,
İmanın alameti,
İnmez Hakk’ın rahmeti,
Namaz kılınmadıkça.

Tembellik özür olmaz,
Kılınmazsa bir namaz,
Fidye ile kurtulmaz,
Namaz kılınmadıkça.

Namazı hafif gören,
İmandan çıkar hemen,
Çıkılamaz küfürden
Namaz kılınmadıkça.

Namaz kalbi temizler,
Kötülükten men eder,
Olunamaz münevver,
Namaz kılınmadıkça.

Doğru kılınan namaz,
Günahtan iz bırakmaz,
Hoca, kâmil olunmaz,
Namaz kılınmadıkça.


Affet Allah'ım

HERKESİN ELİNDE MÜZİK ÇALAR DİNLER ŞARKI
ŞİMDİ SORARIM; AHİRETTE KURTARACAK MI ŞARKI
ELİMDEN GELSE DÜZELTEBİLSEM HAYATI
BEN NE YAPABİLİRİM AFFET ALLAH'IM

ŞİMDİ HERKES SEVER OLDU RAP ROCK JAZ
DİNLEMEK İSTEMEZ İLAHİ; YAPAR NAZ
SÖYLER MİSİN KURTARIR MI RAP ROCK JAZ
BEN NE YAPABİLİRİM AFFET ALLAH'IM

DİNÇER GÖNLÜM E KALIRSA HERKES YANDI
HERKES TEK DE OLSA TATTI ŞARKI
GERİYE HAFIZLAR MI KALDI
DİNÇERİM ŞARKILARDAN YANDI

Yazan: MUHAMMED DİNÇER


Gözüm bir şey görmez

Derdim çoktur, inliyorum,
Dostlarımı ünlüyorum,
Ben kendimi dinliyorum,
Kimse dilim bilmez benim.

Konuştuğum kuş dilidir,
Öz vatanım dost ilidir,
Topladığım dost gülüdür,
Asla gülüm solmaz benim.

Dostum bana gelsin demiş,
Şu kadehi alsın demiş,
Kadehte ne varsa içtim,
Artık gönlüm ölmez benim.

Hem zahirde, hem bâtında,
Noksan olmaz sanatında,
Bildim artık Hak katında,
Sözüm geri kalmaz benim.

Buldum artık sonsuz hayrı,
Yunus olmaz ondan gayrı,
Bir zerrece Hak’tan ayrı,
Gözüm bir şey görmez benim.


"O" Duyar

Yaratıldık ezelden
Her can farklı farklıdır
İnsanı insan eden
Kullandığı aklıdır

Nasıl şekil verilir
Eksik ise mayası
İnsan! Hayvan bilinir,
Kalmamışsa hayası

Görebildiğin ne ki,
Görülmeyen neler var
Kim yaratmışsa ilki
Sesini de O duyar

Sıkı tutup ipini
Sarılmalı İslam’a
Bırak ki haset, kini
Olmasın kalpte yama

Tasalanıp da Halil
Derdi derde ekleme
Rabbimdir yüce vekil
Başkasından bekleme

Yazan: HALİL MANUŞ


ALLAH ALLAH DİYEK

Allah Diyen Gönüller
Durmaz Hep Yürürler
Görmediğin Görürler
Bizde Allah Allah Diyek

Damardaki Kanımız
Secde Eden Alnımız
Feda Ona Canımız
Bizde Allah Allah Diyek

Helal Lokma Yediğin
Zekatını Verdiğin
Kundaktaki Sevdiğin
Bizde Allah Allah Diyek

Allah Dostu İle Dost Olan
Güzel Güzel Yol Alan
Dirlik İle Birlik Olan
Bizde Allah Allah Diyek

İslamda ki Farzımız
Pazarımız Çarşımız
Sağ Soldaki Yanımız
Bizde Allah Allah Diyek

Şeytan İle Dost Olmayan
Kendini Bilip Yormayan
Ağza Haram Koymayan
Bizde Allah Allah Diyek

İki Cihan Nur Güneşi
Seversen Muhammedi
Allah Bilir Her Niyeti
Haydi Allah Allah Diyek

Allah Deyip Kurban Kesen
İlim İrfan Verip Gezen
İslam İçin Yazı Yazan
Haydi Allah Allah Diyek

İslam dır Dinimiz
Öğrenelim Hepimiz
Sağlam Olur Neslimiz
Haydi Allah Allah Diyek

Coşkun Sever Müminlerin
Tövbe Alıp Gelenlerin
Allah Diyen Dilerin
Haydi Allah Allah Diyek


Ey Resul

Seccaden kumlardı...
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!

Mescit mü’min, minber mü’min...
Taşardı kubbelerden Tekbîr,
Dolardı kubbelere "âmin!"

Ve mübarek geceler, dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler, ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı.

Kapına gelenler, yâ Muhammed,
-Uzaktan, yakından-
Mü’min döndüler kapından!

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,
İki dünyada aziz ümmet;
Muhammed ümmetiydi.

Konsun yine- pervazlara güvercinler,
"Hû hû"lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi...
Nerde kaldın ey Resûl,
Nerde kaldın ey Nebi?

Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,
Çağlar ne çağlardı:
Daha dünyaya gelmeden
Mü’minlerin vardı...
Ve bir gün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halîme’nin kucağında
Abdullah’ın yetimi
Âmine’nin emaneti ağlardı.
Hatice’nin goncası,
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği
Göklerin resûlüydün...

Elçi geldin, elçiler gönderdin...
Ruhunu Allah’a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan
Medine’ye göçerdin.
Biz bu dünyadan nereye
Göçelim, yâ Muhammed?

Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
Ebu Leheb öldü diyorlar.
Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada
Mevlidine hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi, ey Nebî,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık, yolunu bilmiyor;
Artık, yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kâbe’ne siyahlar
Yakışmamıştır, yâ Muhammed
Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta;
Gurur, Kafdağı’nda derebeyi...
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği...
İyiliğin türbesine
Türbedâr oldu iyi.


Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına,
İyilikler getir, güzellikler getir
Âdem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir...
Fethedemedik, yâ Muhammed,
Senelerdir.

Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi...
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği!

Bayram yaptı yapanlar;
Semâve’yi boşaltıp
Sâve’yi dolduranlar...
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar...
Ağlasın Yesrib,
Ağlasın Selman’lar!

Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti, ey Nebî,
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara güvercinler,
Hû hû lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Ne oldu, ey bulut,
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı, ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar, taşlar,
Kafile kafile, kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar!

Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine, izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir.

Şu tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir...
Örümcek ne havada,
Ne suda, ne yerdeydi;
Hakkı göremeyen
Gözlerdeydi!

Şu kuytu cinlerin mi;
Perilerin yurdu mu?
Şu yuva -ki, bilinmez-
Kuşları Hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?
Kuşlarını, bir sabah,
Medine’ye uçurdu mu?

Ey Abvâ’da yatan ölü,
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hâtıran, uyusun çöllerin
Ilık kumlarıyla örtülü!

Dinleyene, hâlâ,
Çöller ses verir;
"Yaleyl!" susar,
Uğultular gelir.
Mersiye okur Uhud,
Kaside söyler Bedir.
Sen de bir hac günü,
Başta Muhammed, yanında Ebû Bekir;
Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü
Destan yap, ey şehir!

Ebû Bekir’de nûr, Osman’da nûrlar...
Kureyş uluları, karşılarında
Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;
Ali’nin önünde kapılar açılır,
Ali’nin önünde eğilir surlar,
Bedir’de, Uhud’da, Hayber’de
Hakk’ın yiğitleri, şehîd olurlar...
Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı,
Yerde kalmazdı ruh... kanatlıydı.

Konsun yine- pervazlara güvercinler
"Hû hû"lara karışsın âminler.
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Vicdanlar, sakat çıkmadan,
Yâ Muhammed, yarına;
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Âdem oğullarına!

Yüreklerden taşsın
Yine, imanlar!
Itrî, bestelesin Tekbîr’ini;
Evliyâ, okusun Kur’ân’lar!
Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın
Kayışzâde Osman’lar
Na’tını Galip yazsın,
Mevlid’ini Süleyman’lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan’lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey Muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır...
Hacdan döner gibi gel;
Mi’râc’dan iner gibi gel;

Bekliyoruz yıllardır!
Bulutlar kanat, rüzgâr kanat;
Hızır kanad, Cibril kanad;
Nisan kanad, bahar kanad;

Âyetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad...
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!

Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık

Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilâl-i Habeşî sustuysa
Ezânlarını Dâvûd okusun!

Konsun yine pervazlara güvercinler,
'Hû hû'lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Yazan: Arif Nihat Asya


Affet Allahım

Huzuruna geldim, divana durdum,
Dizlerimi çöküp, boynumu burdum,
Gözlerimi döküp bağrıma vurdum,
Ellerim semada sana yalvardım;
Günahlarım pek çok affet Allahım
Ağladım döküldü, dizi dizi yaş,
Ruhum benliğimle ederken savaş,
Zaman çok hızlı da, bu kulun yavaş,
Gözlerim semada sana yalvardım;
Mahşer günü yakın, affet Allahım
Mirac’da çıkınca huzur’a Nebi,
Affet Ya-Rab, affet; cümle ümmeti,
Değişmem ümmete dünya nimeti.
Kulağım Nebi de sana yalvardım;
Kulların acizdir affet Allahım
Buyurdun bizlere, yüce Kuran’ı,
Duyurdun onunla helal haramı,
Kapattım okuyup gönül yaramı,
İbretle okudum sana yalvardım;
Kuran hürmetine affet Allahım
Affet kalbi paslı, kalmış kulunu,
Bağışla unutsun dünya pulunu,
Kefene girecek atıp çulunu,
Her kabir dönüşü sana yalvardım;
Mezara girmeden affet Allahım
Ağlarım aşkınla her daim yanıp,
İşledim günahlar şeytan’a kanıp,
İşte şimdi, şu an divana durup,
Bütün cüzlerimle sana yalvardım;
Affına mahzar et, affet Allahım

Yazan: ARNAVUT ALİ


Yücesin ya Resulallah

İnsanlığı karanlıktan,
Çıkarırsın biiznillâh,
Karanlığı aydınlatan,
Güneşsin ya Resulallah.

Sensiz ilim, sanat olmaz,
Medeniyet, hayat bulmaz,
Senin gülün, asla solmaz,
Mihenksin ya Resulallah.

Zulüm asrı Orta Çağ’dan,
Sensin güneş gibi doğan,
Âlemleri nura boğan,
Rehbersin ya Resulallah.

Bilinmez yerlere uçtun,
Kâinata ışık saçtın,
Aydınlık bir ufuk açtın,
Mehtâbsın ya Resulallah.

Bilgi çağı senden gelir,
Aydınlığı nûrun verir,
Kıymetini bilen bilir,
Habibsin ya Resulallah.

Uzay çağı, bilgisayar,
Nice modern vasıtalar,
Menşei hep Kur’anda var,
Rahmetsin ya Resulallah.

Önem verdin tecrübeye,
İlmi, fenni öğrenmeye,
Yol gösterdin ileriye,
Işıksın ya Resulallah.

Seni seven, bize yârdır,
Sensiz bize, dünya dardır,
Her şey senin için vardır,
Nimetsin ya Resulallah.

Senden aldı fikriyâtı,
İlmi, fenni ve sanatı,
Faydalandı Doğu, Batı,
Öndersin ya Resulallah.

Doğru çıktı ne dediysen,
On beş asır öncesinden,
Muhammedül eminsin sen,
Âdilsin ya Resulallah.

İyilikte, adâlette,
Cömertlikte, asâlette,
Merhamette, fazilette,
Örneksin ya Resulallah.

Her alanda zirvedesin,
Her an taze bir habersin,
Sen en büyük Peygambersin,
Kerimsin ya Resulallah.

Hâlis sevgi kaynağısın,
İlâhi aşk ummânısın,
Enbiyanın sultanısın,
Yücesin ya Resulallah.

Allah’tandır senin ilmin,
Mevhibedir, engin bilgin,
Güzel huyun, sabrın, hilmin,
Ümmisin ya Resulallah.

Dünyadaki güzellikler,
Teknikteki yenilikler,
Senden bütün iyilikler,
Zirvesin ya Resulallah.

Uyduk hain nefsimize,
Bak günahkâr hâlimize,
Şefaat et yarın bize!
Ümidsin ya Resulallah.

Sonsuz kudret sahibinden,
Her ne bilgi getirdiysen,
Hoca iman eder hemen,
Eminsin ya Resulallah.


Canlar feda yoluna

Canlar feda yoluna,
Bu can kaygısı değil.
Sen can gereksin bana,
Cihan kaygısı değil.

Canlar içinde cansın,
Bize iki cihansın,
Hem din ile imansın,
İman kaygısı değil.

Yaramı yuyup sildim,
Yaram kimdendir bildim,
Bendeki yâr kaygısı,
Yaram kaygısı değil.

Derman ola mı bana,
Derdim benim kim ona,
Dertli varayım sana,
Derman kaygısı değil.

Ummanlara dalmışım,
İnci mercan bulmuşum,
Cevher olup gelmişim,
Umman kaygısı değil.

Dendi Yunus Emre’ye,
Kervan yok sen nereye?
Ben eriştim menzile,
Kervan kaygısı değil.


"O" Var

Gördüğün her bir şeyde tesadüf yok
Bir bir hesaplayıp düzen veren var
Görmediğin gördüğünden daha çok
Karanlıkta karıncayı gören var

Ağaçları, çimenleri, gülleri
Dağlar ile ovaları, çölleri
Denizleri, dereleri, gölleri
Yeryüzüne kilim gibi seren var

Yeraltında soğuk suyu kaynatıp
Balıkları deryalarda oynatıp
Yıldızları kandil gibi donatıp
Gökyüzünü çarşaf gibi geren var

Salkım salkım üzüm veren bağları
Yerle yeksan olmuş nice çağları
Aşılamaz denen onca dağları
Yelpaze gibi katlayıp düren var

Yazan: HALİL MANUŞ


Allah'ım

Herşey yalan olan Dünyada
Tek adını andığım zaman
Huzur bulduğum sensin Allahım
Gerisi yalan herşey yalan

Kimse kimseye acımaz
Kimse kimseyi tanımaz
Sensin Kullarına merhamet eden
Cemalini göster Allahım

Gayem Cennet olmasın
Gayem Kabir korkusu olmasın
Senin Cemalini görmek olsun
Senin Aşkın huzur verir Rabbim

Çok sevdik çok yandık
Kullarına göz yaşı döktük
Hepsi boşdu Rabbim
Senden başka Aşık olunacak yok Rabbim

Muhtaç edeceksen sana muhtaç et
Yalvarıp el açacaksak sana el açalım
Meleklerin duasıyla huzura varalım
Bize senden başkası fayda etmez Allahım

Hak Aşıkların arasına al Allahım
Yarınlardan korkutma Rabbim
Nurunla günahkar bedenimizi temizle
Kalbimize ışık tut Rabbim

Yazan: Fatma duran


YA RASULALLAH

Firkatin acısına can dayanmaz,
Bir gece geliver , Ya Rasulallah.
Tabibler yarama çare bulamaz,
Derdimin dermanı , Ya Rasulallah.

Kalplerin bağı , gönlümün huzuru,
Kaşın hilal , gözlerin çeşm-i ahu,
Yüzün güneş , rayihan gül kokusu,
Sen ayın ondördü , Ya Rasulallah.

Taş , toprak dekor canlı bir ahenksin,
Ulvi bir nasip , yegane rehbersin,
Hürmetle beklenen gül misafirsin,
Sen bahar müjdesi , Ya Rasulallah.

Ilgıt ılgıt esersin gönüllerde,
Davetin nurdur feyyaz şebnemlerde,
Sevgin büyüdü , devleşti kalplerde,
Sevgini çok görme , Ya Rasulallah.

Yoktur mislin , vücud-i mübareksin,
Gidilecek yol , en parlak çizgimsin,
Ummanlar gibi en derin fikrimsin,
Salat , selam sana , Ya Rasulallah.

Yazan: Sadullah Celik


Ya Muhammed'im

İstemem ben inci güher,
Gönül gözüm seni ister,
Söyleyelim hep beraber,
Muhammedim, can Muhammed.

Sünnetinden aldık ilham,
Uzak düştü bize haram,
Getirelim salat, selam,
Muhammedim, can Muhammed.

Rahmet oldun alemlere,
Nurun doldu gönüllüre,
Rehber oldun alimlere,
Muhammedim, can Muhammed.

Kevser sana oldu şarab,
Senden uzak kullar harab,
Bizi yoldaş eyle ya Rab,
Muhammedim, can Muhammed.

Dermani'yim yok imkanım,
Cennet olsun tek mekanım,
Kalbimdeki hep yakanım
Muhammedim, can Muhammed.

Yazan: Ali KAYBAL


Peygamberimiz

Cenab-ı Hak, Resulünü gönderdi,
Kelam-ı kadimi ona indirdi.

İsmi söylenecek dillerde ebet,
Müslümanlar Ona eder muhabbet.

Her iki cihanın serveridir O,
Cennet yolunun rehberidir O.

Odur kâinatın kâmil insanı,
Odur Hakk'ın bize yüce ihsanı.

Hem yerde, hem gökte fahr-i âlemdir,
Ona inanmamak sonsuz elemdir.

Onun yolundadır bütün evliya,
Ümmet olmak ister Ona enbiya.

Sünnetine sarılmalı Müslüman,
İhsana kavuşur Resule uyan.

Bir adı Mahmut, bir adı Ahmet,
Oldu bütün âlemlere rahmet.

Beddua etmedi düşmana bile,
Emindi, yapmazdı kimseye hile.

Nuru ile aydınlandı kâinat,
Onda görülmüştü pek çok mucizât.

Harikalar verdi Ona Yaradan,
Temiz sular aktı parmaklarından.

Bir gece Kudüs’e vardı, Mekke’den.
Bir anda gökleri Odur seyreden.

Onu tasdik eden yüce Kur’andır,
Hoca, mucizeler, kâfi burhandır.


Rahmetinle affet beni!

Senin affın elbet çoktur,
Rahmetinle affet beni!
Yalvarmaya yüzüm yoktur,
Rahmetinle affet beni!

Gafletteyim ben her zaman,
Perişanım hâlim yaman,
Diliyorum senden aman,
Rahmetinle affet beni!

Hesap soran Kahhâr sensin,
Ayıp örten Settâr sensin,
Çok affeden Gaffâr sensin,
Rahmetinle affet beni!

Gerçek kulluk edemesem,
Emre uygun gidemesem,
Farz borcumu ödemesem,
Rahmetinle affet beni!

Hoca der ki, yansa sîne,
Günah çıksa birkaç bine,
Ümit kesmem senden yine,
Rahmetinle affet beni!


Allah

Sen beni yaradansın,
Elimi,kaşımı,gözümü
En iyi şekilde yapansın

Sana dua ederim hergün
Teşekkürler Allah'ım
Sana çok şey borçluyum
Benim tek yardımcım

Her gün benimlesin
Beni koruyansın
En iyi şekilde
Kollayansın!

Sana çok şey borçluyum
Benim biricik Allah'ım
Sana çok şey borçluyum
Benim tek yardımcım.

Yazan: Simge Ünlü


Ya Rabbi

Sordum ağaçlara , çiçeklere , dallara , böceklere,
Dediler bizi soldurma , kederlerle doldurma..
Gittim denizlere , balıklara çoşan büyük dalgalara,
Dediler bizi kurutma , sonradan da unutma..
Sordum yarenlere , erenlere , yananlara , kavrulanlara
Dediler önce yan, sonra piş, ardından savrulacaksın
Gittim mezarlara , kabirlere , o daracık çukurlara
Dediler hazır olmadan gelme , pişma olma sonradan..
Sordum asumana, dilrubaya , mahbuba , mehlikaya..
Dediler nalan ol , niyazda bulun , bitap düşme sakın
Gittim Hatem kapısına , vardım aşıklar meclisine..
Dedi : O var başka birşey yok , sen yoksun O var


40 Yaşındasın...

Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah Azze ve Celle

Ya Rasulallah,
Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte
Bir yaşındasın,
Beni Sa'd yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar
Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık...
Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında...
Hz.Halime kucağına alıyor seni
Yeryüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli...
Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor...
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni...


Altı yaşındasın
Medine-i Münevvere yolundasın
Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen
Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
Mekke'ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
Ebu Talip bir başka seviyor

Ya Rasulallah
Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
Kaç gece anne diye hıçkırdın
Efendim!
Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik

Yirmi beş yaşındasın
Ve bambaşkasın
Kimse sana denk değil
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen Muhammed-ül Emin' sin

Otuz üç yaşındasın
Dalga dalga rahmet var

Otuz beş yaşındasın
Hadi gel bekletme yar
İniltiler çalıyor kapısını göklerin
Hadi gel bekletme yar
Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
Hadi gel ey Yâr!
Nurdağına davet var

İşte
Kırk yaşındasın
Hira Nur dağındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın
Karanlık gecelerimize sabahsın
Sen Nebiyullahsın
Sen Habibullahsın
Sen Rasulullahsın

Niye incittilerki seni sultanım
Niye işkence yaptılarki sana
Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
Himayesiz kaldın diye mi
Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
' Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ' diyişin
Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
Başına pislikler saçılıyor
Başlar feda o mübarek başına
Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru
Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla
' Bu koşan kimdir ' diye bir soru dolaşıyor boşlukta
Bu koşan kim?
Ve cevap veriyor biri:
Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra
Velilerin anası...
Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
Sana yeryüzünde en çok benzeyen
Gülmesi sen, ağlaması sen
' Ağlama kızım ' diyişin geliyor aklımıza
Niye çıkardılar ki yurdundan seni
Himayesiz kaldın diye mi
Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
Seni yetim bulup barındıranı
Seni alemlere rahmet kılanı
Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
'Seni bizim elimizden kim kurtaracak' diyorlardı
Sen,
Sen ' Allah! ' diyordun
Allah Azze ve Celle
Semayı haşyet kaplıyordu
Sen ' Allah! ' diyordun
Arş-ı Âla titriyordu
Bedir' de ' Allah! ' diyordun
Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
Yüz yirmi beş bin sahabi:
' Anam babam sana feda olsun ' diyordu

Ya Rasulallah
Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun
Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce
Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
' Beni seviyor musunuz ' diye sormuştun onlara
' Seni çok seviyoruz Ya Habiballah ' demişlerdi
Sen de:
' Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum' demiştin
Bu gün yaşayan gençler var
Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki
Ama seni onlar da çok seviyor
Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
Senden başka kimseleri yok
Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

Altmış üç yaşındasın
Refik-i Âla duasındasın
Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
Kenarları beyazdı
Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
Ve mübarek ellerini dizine vurarak:
' Görüyor musunuz ne kadar güzel ' demiştin
Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti:
' Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver '
Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
İstendiğinde katiyyen ' hayır ' demediğini bile bile
' Peki ' dedin o zata
Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
Aynı cübbeden yine yine diktiler
Ama giyinmek nasip olmadı
Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle:
' Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler '
Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini
' Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim'


Sultanım!
Ey Medine minberinde ' ümmeti, ümmeti ' diye hüznü giyen sevgili
Ey Mekke mihrabında alemler hesabına ' Allah! ' diyen sevgili
Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
Duyduk, itaat ettik


Ya Rasulallah
Sen hâlâ kırk yaşındasın
Ve hâlâ ümmetinin başındasın...


Yazan: ARNAVUT ALİ


Duyguların Kalemden Kâgıda Döküldüğü Her Kelime Bir Şiirdir...


 

Şiirler

 
 
Aşk Şiirleri
Sevgi Şiirleri
Duygusal Şiirler
Romantik Şiirler
Ayrılık Şiirleri
Hasret Şiirleri
Gurbet Şiirleri
Özlem Şiirleri
Veda Şiirleri
Bayram Şiirleri
Doğa Şiirleri
Yeni Yıl Şiirleri
Çanakkale Şiirleri
Dini Şiirler
Edebiyat Şiirleri
Gazi Şiirleri
Gelin Şiirleri
Gece Şiirleri
Gün Şiirleri
Dostluk Şiirleri
 
 
 

Güzel Şiirler

 
 
Anne Şiirleri
Baba Şiirleri
Çocuk Şiirleri
Öğretmen Şiirleri
Öğrenci Şiirleri
Cumhuriyet Şiirleri
10 Kasım Şiirleri
19 Mayıs Şiirleri
23 Nisan Şiirleri
30 Ağustos Şiirleri
29 Ekim Şiirleri
Acı Şiirler
Çiçek Şiirleri
Dertli Şiirler
Eğitim Şiirleri
Günaydın Şiirleri
Galatasaray Şiirleri
Güzellik Şiirleri
Görgü Şiirleri
Hayat Şiirleri
 
 
 

Kısa Şiirler

 
 
Atatürk Şiirleri
Arkadaşlık Şiirleri
Asker Şiirleri
Barış Şiirleri
Doğum Günü Şiirleri
ihanet Şiirleri
Nefret Şiirleri
Yalnızlık Şiirleri
Vatan Şiirleri
Damar Şiirler
Bayrak Şiirleri
Bebek Şiirleri
Deprem Şiirleri
Dünya Şiirleri
Evlilik Şiirleri
Güzel Şiirler
Gurur Şiirleri
Güneş Şiirleri
Göz Şiirleri
Hayvan Şiirleri
 

23 Mayıs 2017 Salı

Şiir Sayfamız Şiir Kategorisindeki Aramalarda : Aşk Şiirleri, Sevgi Şiirleri, Kısa Şiirler, Romantik Şiirler, Duygusal Şiirler, Güzel Şiirler Aramalarına Hizmet Sunmak Amacı ile Hizmete Sunulmuştur.

Önemli Not : Sitemizde Bulunan şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve - veya temsilcilerine aittir.

Şiirler - Güzel Şiirler - Kısa Şiirler

- CetSohbet.Com -

CetSohbet.Com Sohbet - Chat ve Sohbet Odaları

   
     
  favorilerime ekle   başlangıç sayfam yap   arkadaşına öner   reklam ver  
   

Günün Sözü:

Güzel olan her söz seninle başlar benim hayatımda, damarlarımda ki kan usulca kalbime adını yazar, bu beden senin sevgilim sensiz ölümdür benim tek gerçeğim... - Yeni Yıl Mesajları 2015

 
 

Güzel Sözler

 
 
Anlamlı sözler
iyi Geceler Mesajları
Günaydın Mesajları
Doğum günü mesajları
Yeni Yıl Mesajları 2015
 
 
 

Cet Sohbet Bölümler

 
 
Msn indir
Şiirler
Canlı tv izle
Radyo Dinle
Güzel Resimler
 
 
 

Cetsohbet.com

 
 
Fıkralar
Kısa Güzel Sözler
Java Programı indir
mIRC Programı indir
Sitene Sohbet Ekle
 
 

Gazeteler

 
 
 
 
 
 
 
 
 

Günlük Haberler

 
 
Arkadaşlık Sözleri
Aşk Sözleri
Ayrılık Sözleri
Damar Sözler
Doğru Sözler
Duygusal Sözler
 
 
 

Burçlar

 
 
koç
 
boğa
 
ikizler
yengeç
 
aslan
 
başak
terazi
 
akrep
 
yay
oğlak
 
kova
 
balık
 

Sohbet - Chat - Sohbet Odaları - Google Chrome

CetSohbet.Com ~ Çet Sohbet Sitesi ( Google ) Aramalarında, Sanal Sohbet Odaları - Chat ve,
cet sohbet Kategorilerine Hizmet Prensibi ile Sanal Eğlence için Kurulmuş Olan interaktif Sohbet Platformunu Simgeleyen Arkadaşlık Sitesidir!

Diğer Sitelerimiz : Sohbet Chat